Ertan Ünal Tarih ve Araştırma Yazıları Uncategorized MENDERES’İN ÖLÜMDEN DÖNDÜĞÜ GÜN !

MENDERES’İN ÖLÜMDEN DÖNDÜĞÜ GÜN !

Başbakanı, Londra’ya götüren uçak Gatwick Havaalanı yakınlarında düşmüştü.

Başbakan Adnan Menderes’i 17 Şubat 1959 günü Kıbrıs Konferansına katılmak üzere Londra’ya götürmekte olan SEV uçağı aşırı sis ve altimetresinin bozuk oluşu nedeniyle Gatwick Havaalanı yakınlarında düşmüş, kaza sırasında ters dönen ve üç parçaya ayrılan uçakta, ayağı zemindeki bir çatlağa sıkışan Adnan Menderes’i Sakarya Milletvekili Rıfat Kadızade kurtarıp dışarı çıkarmıştı.

Ertan Ünal

Aralık 2004

          

Londra’nın 30 mil güneyindeki Gatwick Havaalanı yakınlarında bir çiftliğin sahibi olan Bailey çifti, 17 Şubat 1959 günü alışveriş yaptıkları köyden evlerine dönerken birazdan tüm yaşamlarını değiştirecek, tüm dünyada tanınmalarını sağlayacak bir olaya karışacaklarını bilmiyorlardı. Yoğun sise, erken çöken akşamın alaca karanlığı da karışmaya başlayınca gözgözü görmez olmuştu. Ama Anthony Bailey yıllardan beri aynı yoldan gidip gelmenin verdiği alışkanlıkla otomobili rahatça kullanıyordu.

           Çiftliğe kısa bir mesafe kala karı koca, birden gittikçe yaklaşan ve kulakları tırmalayan bir motor sesi duydular. Başlarını kaldırdıkları zaman, sisin içinden kapkara bir şeyin, hem de  alçalarak üzerlerine doğru geldiğini gördüler. Büyük bir olasılıkla siste yolunu şaşıran bir uçaktı bu ! Mr. Bailey uçağın üzerlerine ya da yakında bir yere düşeceği korkusuyla bir an bir an bile düşünmeden kapıyı açıp karısını kolundan çektiği gibi aşağı indirdi. Karı koca birlikte yol kenarındaki hendeğin içine yuvarlanırken, bir an açılan sisin arasından uçak göründü. Yol kenarındaki ağaçları adeta yalayarak ve  gittikçe alçalarak cehennemi bir sesle uzaklaştı. Birkaç saniye sonra uçağın gürültüsü müthiş bir düşüş sesiyle  kesildi ve bunu keskin bir infilak izledi. Bu sırada saatler 16.58’i  göstermekteydi.

           Mr. Bailey, karısını hendekten çıkarırken karı koca gördükleri olayın şoku içindeydiler. Anthony Bailey kısa bir süre sonra kendini toparladı ve  “ uçaktakilere yardım etmemiz lazım “ diyerek otomobile bindiler. Olayı görenler yalnız onlar değildi. Olay sırasında kaza yerine birkaç yüz  metre ötede bahçede çalışmakta olan Peter Weller ve arkadaşı da koşarak, dumanların yükseldiği koruluğa girmişlerdi.

“BEN TÜRKİYE BAŞVEKİLİYİM “

           Olay yerine aynı anda gelen Bailey çifti ile bahçıvan, Weller koruluktan bir şahsın çıktığını gördüler. Koyu renk elbiseli, ortaboylu, kumral saçları darmadağın olmuş kazazede adeta rüyada gibi yürüyordu. Geçirdiği şokun etkisi içinde olmasına rağmen onları görünce, güzel bir ingilizceyle:

           -“Ben Türkiye Başvekiliyim. Uçağım düştü. Çok yaralı var. “ dedi. Sonra elini koruluğun içine doğru uzatarak “ Siz beni bırakın, Onlara yardım eder misiniz? “ diye sordu. Margaret Bailey ve Bahçıvan  Weller’in eşi, Menderes ve yanındaki iki kişiyi otomobile bindirerek biraz ilerdeki çiftlik evine götürdü, diğerleri kazazedelere yardıma koştu.

           Üç parçaya ayrılıp ters dönen uçağın içinden anlayamadıkları bir dille feryatlar geliyordu. Kaza kurbanlarının bir bölümünün cesetleri, eşyalar çarpmanın şiddetiyle çevreye yayılmıştı. Daha sonra olay yerinde incelemeler yapan İngiliz Havacılık uzmanları görüntüyü “ Sanki kocaman bir devin eli uçağın üstüne basmış ve ezip parça parça etmiş “ sözleriyle anlatmaya çalışacaklardı.

           Gatwick Havaalanı personelinin uçağın radardan kaybolmasından sonra verdiği alarm üzerine cankurtaranlar, kurtarma ekipleri, çok sayıda gönüllü de olay yerine ulaşmıştı. Uçağın ön tarafındaki yangın söndürülürken, ekipler içeri girip kazazedeleri çıkarmak için  çaba harcamaya başladılar.

           Olay yerine 1 mil uzaklıktaki Bailey çiftinin çiftlik evine götürülen Adnan Menderes’e ilk tedaviyi eski bir hemşire olan Margaret Bailey yaptı. O’nu bir divana yatırdı, yüzündeki yaraları temizledi. Margaret’in büyükbabası da Menderes ve beraberindekilere 1868 yapımı bir konyak ikram etti.  Menderes kazadan dolayı asabi bir şok içindeydi. Konuşmuyor. Her şeyi bir rüyadaymış gibi izliyordu. Buna karşılık kendisini hemen toplayan Başbakanlık özel Kalem Müdür Muavini Şefik Fenmen, gereken yerleri telefonla arayıp Başbakanın sağlığı hakkında bilgi veriyor, kısa bir süre sonra ajanslar tüm dünyaya şu flaş haberi geçiyordu:

           -“ Menderes’i Londra’ya getirmekte olan uçak düştü. Başbakan Menderes kurtuldu. Çok sayıda ölü ve yaralı var… “

           Başbakan Menderes, çiftlik evinde dinlendikten sonra Londra’nın en ünlü sağlık kuruluşu olan London Clinic’de tedavi altına alınırken, facianın bilançosu da yavaş yavaş ortaya çıkıyordu.

           Kazada aralarında Basın Yayın ve Turizm Bakanı Server Somuncuoğlu, Eskişehir Milletvekili Kemal Zeytinoğlu, Anadolu Ajansı Genel Müdürü Şerif Arzık, THY Genel Müdürü Abdullah Parla, Dışişleri görevlileri, uçak personelinden beş kişinin de bulunduğu 14 kişi ölmüştü. Olayda Türk Basını da    bir şehit vermişti. Akşam Gazetesi Foto Muhabiri Burhan Tan da ölenler arasındaydı. Çanakkale Milletvekili Emin Kalafat ve hostes Nurdan Yelkovan ağır yaralanmış, diğerleri ise kazayı mucize şeklinde  hafif yaralarla atlatmışlardı. Daha sonra, kurtulanlarının çoğunun –Başbakan da dahil – sağlam kalan kuyruk kısmında oturdukları ortaya çıkacaktı.

SİSLE GELEN ÖLÜM

           Başbakan Adnan Menderes, beraberlerindeki heyetle birlikte, THY’nın Viscount tipi “ SEV “ isimli uçağı ile 17 Şubat günü 09.30’da Londra Konferansına katılmak üzere İstanbul’dan hareket ederken, Kıbrıs sorununun çözümlenecek olmasının rahatlığı içindeydi. Londra’da düzenlenen  konferans sonucu imzalanacak anlaşma ile, bağımsız Kıbrıs Cumhuriyet doğacak, Türkler de Türkiye Cumhuriyetinin garantisi altında haklarını kullanacaklardı.

           Başbakan uçak yolculuklarında daima Viscount uçağının kapıdan girildikten sonra soldaki karşılıklı 4 kişilik koltuklarda  cam kenarında otururdu. Bu kez de öyle yapmış, yanında Server Somuncuoğlu, karşısında Rıfat Kadıoğlu ve Emin Kalafat yeralmıştı. Yolculuk neşe içinde geçiyor. Başbakan, yanındakilere yapacağı  işlerden sözediyordu.

           SEV uçağı Roma Havaalanında kısa bir süre kalıp ikmal yaptıktan sonra yeniden havalanmış, ancak yoğun bir sis tabakasının içine girmişti. Uçak Londra üzerine  geldiği halde sis yüzünden inemedi ve havada bir süre tur attı. Daha sonra Kaptan Pilot Münir Özbek’e verilen talimatla Gatwick Havaalanına inmesi istendi. Usta bir pilot olan Münir Özbek, durumu yolculara bildirdikten sonra  rotasını değiştirdi. Ama Londra’ya 30 mil uzaklıktaki Gatwick’de de sis yüzünden göz gözü görmüyordu. Kemerlerini bağlayan yolculardan cam kenarında oturanlar, aşağılarda   bir yer görmeye çalışıyorlardı. Ama nafile …

           Bundan sonrasını kazadan hafif yaralarla kurtulan Şefik Fenmen’den dinleyelim:

           “ Uçağımız Gatwick Havaalanına doğru iniyordu. Sis çok kesifti. Ancak bir millik bir rüyet ( Görüş ) vardı. Pisti cepheden karşıladık ve uçak inişe geçti. Bu sırada uçağın ağaçlara çarptığını ve parçalanmaya, yanmaya başladığını gördüm. Meğer sisten, pistin ucuna iki mil kala ormanlığa inmişiz. Parçalanan uçakta her birimiz bir tarafa dağıldık. 9 kişinin yanarak öldüğünü, daha sonra çıkarılan cesetlerden anladık. “

“ BAŞBAKANI BEN KURTARDIM “

           Kaza sırasında Başbakan Menderes’in yanında bulunan ve onunla birlikte aynı Klinikte tedavi altına alınan Sakarya Milletvekili Rifat Kadızade de  Menderes’i uçaktan kendisinin çıkardığını açıklıyor, olayı şöyle anlatıyordu:

           “ … Sis arasında yeri görmeye çalışıyorduk. Fakat imkansızdı. Sisten birşey görünmüyordu. Başvekil pencereye başını dayamış, dışarıyı seyrederken elindeki tesbihi çekiyor ve dua ediyordu. Tayyare alçalıyordu. Nihayet daha kesif ( yoğun ) bir sis tabakası içine girdiğimiz anda bir çatırdı koptu. Çatırdı ile birlikte tayyarenin ışıkları söndü, karanlık içinde kaldık. Kimse kimseyi görmüyor, çatırdı devam ediyor, sağa sola sarsılıyorduk. Ben, kafamı bir yere çarpmamak için kendimi kolluyordum. Nihayet büyük bir gürültü ve çatırdı oldu. Tayyare küt diye yere oturdu.

           İlk duyduğum ses Başvekilin sesi oldu, ( Aman bacağımı kurtarın, bacağım kopuyor ) diye bağırıyordu. Ben, bu ses üzerine derhal harekete geçtim. Karanlık içinde başvekilimi bulabildim. Menderes, tayyare ters döndüğü için ayağı tabandaki çatlağa sıkışmış, baş aşağı duruyordu. Olanca kuvvetimle paçasından çektim. Fakat kurtaramadım. Bunun üzerine yüksek bir yere çıktım . Bütün kuvvetimle çatlağın arasını açmaya başladım. Bir elimle de ayağını tutuyordum. Nihayet ayağını oradan kurtardım. Menderes aşağı düştü, iki büklüm olmuştu. Derhal kucaklayıp kaldırdım, geçecek bir yer bulmak için sağa, sola bakındım. Tayyarenin baş tarafında görülen alevler ortalığı aydınlatıyordu. Arka tarafa baktığımda bir boşluktan ormanın ağaçları görülüyordu. Başvekilimi kucaklayıp o tarafa geldim. Bir metre kadar yüksekten atlayıp dışarı çıkmak gerekiyordu. Fakat Menderes’in atlayacak hali yoktu. Ben indim, O’nu göğüsleyip aşağı aldım. Bundan sonra bana dayanarak yürüdü.

           İlk sözü ( Rıfat nedir bu felaket ? Arkadaşlar nerede ? Onlar nasıllar? ) oldu. Ben de ( Allaha şükür, kurtulduk. Onlar da herhalde bir yerden çıkıp kurtulmuşlardır ) dedim. İnfilak olur düşüncesiyle uzaklara doğru yürümemiz için yalvardım. O ise geri dönmek, arkadaşlarını kurtarmak istiyordu. Tam bu sırada sol tarafımızdan, 15 metre ileriden Şefik Fenmen ‘in ( Beyefendi, Beyefendi ) diye bağırarak bize doğru gelmekte olduğunu gördüm. Başvekilin bir koluna ben, bir koluna Fenmen girdi ve tehlikeli sahadan uzaklaşmaya başladık. “

           Daha sonra kurtuluşunu ‘ mucize ‘ olarak niteleyen Menderes’in olay sırasında bir kaburga kemiğinin kırılmış olduğu belirlenecekti.

TÜRKİYE ŞOK’TA

           Kaza haberi Türkiye’de “ şok “ etkisi yaptı. Ana muhalefet partisi CHP ile     DP arasındaki gerginlik, siyasi çekişmeler bir anda unutuldu, partili, partisiz muhalif  kavramı kalktı. Gençlik ve öğrenci kuruluşları, Gazeteciler Cemiyeti, Sendika başkanları, Siyasi Parti Genel başkanları yayınladıkları bildirilerle üzüntülerini belirttiler, ayrıca Londra’ya çektikleri telgrafla da “ Geçmiş olsun “ dileklerini ilettiler. CHP Genel Başkanı İnönü çektiği telgrafta “ Elim kazadan dolayı derin teessür ve taziyelerimizi sunarız. Zatı devletinize  ve kazadan kurtulanlara geçmiş olsun diyerek sıhhat ve afiyetiniz için samimi dileklerimizi kabul buyurmanızı rica ederiz” diyordu. Bu arada TBMM, kaza nedeniyle hüzünlü bir toplantı yapmış, kazada ölenler için 3 dakikalık saygı duruşunda bulunduktan sonra iktidar ve muhalefetin kürsüye gelen temsilcileri derin üzüntülerini bildirmişti.

           Yurdun çeşitli yerlerinde “ Menderes’i Sevenler Cemiyeti “ kurulurken, İstanbul’da Eyüp Sultan Camiinde toplanan yaklaşık 20 bin kişi, Menderes ve diğer yaralıların sağlığına bir an önce  kavuşması için duacı oluyor, siyasi gözlemciler bu gelişmeleri ilgiyle izliyordu. Beklenmedik bir kaza, ülkede iktidarla – muhalefet arasındaki neredeyse husumete varacak gerginliği ortadan kaldırmış, ülke “ Bahar  Havasına “ girmişti. Ama acaba gerisi gelecek miydi?

           Kaza Kıbrıs Türkleri arasında da büyük üzüntü yaratmış, Lefkoşe’nin   Türk mahallesinde bayraklar yarıya indirilirken, Türklere ait mağazalar kapanmıştı. Bu arada işçiler de işlerine gitmemişlerdi.  Menderes, şoku atlatıp kendine geldikten sonra Kıbrıs Türklerine gönderdiği mesajda “ Kıbrıs’taki kardeşlerimiz için korkuya mahal yoktur. Görüşmelere devam ediyoruz” diyecekti.

           Radyolar ise başlangıçta haberin halk arasında paniğe yol açmaması için haberi biraz değişik şekilde verdiler. Radyoların haberine göre Başbakan sapasağlamdı ve tedavi edileceği kliniğe de yürüyerek gelmişti. Oysa olay bunun tam tersiydi. Menderes, beyaz bir battaniye’ye sarılı olarak sedyeyle kliniğe getirilmiş, yetkililerin ricası üzerine gazeteciler fotoğraf çekmemişlerdi. Radyolar aralıklı olarak verdikleri haberlerle başlangıçta düşük gösterdikleri kaza kurbanlarının sayısını gerçek rakama kadar yükselttiler.

ANTLAŞMA HASTANEDE İMZALANIYOR

           Menderes, 19 Şubat günü halka hitaben radyoda bir konuşma yaptı. Başbakan konuşmasında “ Cenabı Hak, ölen kardeşlerimizi rahmete garkeylesin. Cenab-ı Hakkın milletimizi ve devletimizi ebediyen payidar etmesi duasını yine tekrarlıyorum. Arkadaşlarımla beraber aziz vatanımıza, muhterem vatandaşlarımıza  çok kısa bir zamanda kavuşmak inşallah nasip olacaktır. “ dedi.

           Başbakan Menderes’in tedavisi sürerken, Zurih’te Türkiye ile Yunanistan arasında varılan Kıbrıs Antlaşması, Lancraster House’da yapılan son toplantıda İngiltere Başbakanı Mac Millan, Yunanistan Başbakanı Karamanlis, Kıbrıs Türk Cemaati adına Dr. Fazıl Küçük ve Kıbrıs Rumları adına Makarios tarafından kabul ediliyor, Mac Millan ve Karamanlis anlaşmayı Menderes’le birlikte hastanede imzalıyordu. Makarios’un ziyaret isteğini  ise Menderes reddetmiş, bunun üzerine Makarios klinikte açılan özel deftere üzüntülerine belirten bir yazı yazmakla yetinmek zorunda kalmıştı.

           22 Şubat günü Londra’da düzenlenen büyük bir törenle kaza kurbanlarının cenazeleri uçakla Türkiye’ye gönderildi. Şehitlerden 7’si Ankara’da, 6’sı İstanbul’da, Kemal Zeytinoğlu ise Eskişehir’de törenle toprağa verildi. Törenlere Kıbrıs’tan gelen ve Bayraktar Türbesinden toprak getiren heyetler de katıldı.

KAZA NEDENİ: ALTİMETRE

           Olayda yaralıların tedavisi sürerken, THY’dan oluşturulan bir heyet ve uzmanlar kaza nedenini araştırmaya başladı. SEV uçağı  uçuş öncesi baştan aşağı teknik kontrol’den geçirilmiş, bir deneme uçuşu yapmış, herhangi bir sabotaj olasılığına karşı, sabaha kadar çevresinde nöbetçi bekletilmişti. Baş Pilot Münir Özbek, yılların deneyimine sahip, usta bir pilottu.

           Bu ihtimaller ortadan kalkınca geriye uçaktaki aygıtlarda, örneğin yüksekliği gösteren Altimetre’de herhangi bir arıza olup olmadığı üzerinde duruldu. O gün Londra Havaalanına inmesi gereken uçaklardan beşi daha yoğun sis nedeniyle Gatwick Havaalanına yönlendirilmiş, beşide alana zor da olsa iniş yapmıştı. Tanıkların ifadesine göre THY uçağı çok alçaktan,  adeta ağaçları yalarcasına inişe geçmiş, bu iniş kazayla sonuçlanmıştı. Bu ihtimalin, yan, altimetre bozukluğunun giderek ağır basması üzerine ekipler ormanda uçağın altimetresini de aramaya başladılar.

           Viscount tipi uçakların altimetreleri üç ibreliydi. Bu yüzden deneyimsiz bir pilot altimetreyi yanlış okuyabilirdi. Ancak uzmanlar Münir Özbek’in böyle bir hata yapacağına ihtimal vermiyordu. Bu yüzden altimetre bozukluğu kesinlik kazandı ve uçağın normalde olması gereken yükseklikten 305 metre aşağıda uçtuğu saptandı. Kurallara göre havaalanı kontrol kulesinin, inişe hazırlanan uçağa yüksekliği bildirmesi gerekiyordu. Ancak uçakla bağlantı kesildiğinden bu gerçekleştirilememiş, bu da uçağın sonunu hazırlayan faktörlerden biri olmuştu. Daha sonra Viscount uçaklardaki üç ibreli altimetrelerin yanlış okumalara yol açtığı gerekçesiyle değiştirilmesi de gündeme gelecekti.

MENDERES’İN DÖNÜŞÜ

Başbakan Adnan Menderes 24 Şubat günü öğle saatlerinde London Klinik’ten çıkarak parkta bir otomobil gezintisi yaptı. 25 Şubat günü de kazadan sonra kendisini evlerinde konuk eden  Bailey Çifti’ni ziyaret etti ve onlara teşekkür ederek Türkiye’ye davet etti. Başbakan daha sonra ağır yaralı Emin Kalafat ve koruma polisi Kazım Nefes’i yattıkları hastanede ziyaret ederek geçmiş olsun dileklerini iletti.

26 Şubat gecesi İstanbul Yeşilköy Havaalanında tarihi anlar yaşanıyordu. Geçirdiği kaza sonucu ölümün eşiğinden dönen Başbakan Adnan Menderes İngiliz Havayollarına ait bir uçakla geldiği Yeşilköy’de  partili, partisiz binlerce vatandaş tarafından sevgi çemberine alınıyor, Başbakan ezilme tehlikesi atlattığı bu sevgi  tezahürü karşısında göz yaşlarını tutamıyordu. Menderes, Havaalanından, kalacağı Park Otel’e 14 kilometrelik konvoy oluşturan İstanbullular nedeniyle 2 saat 45 dakikada gidebiliyordu. Alanda Menderes için çok sayıda koyun, dana ve deve kurban edilmişti.

Başbakan Adnan Menderes, ertesi gün Eyüp Sultan’a giderek dua etti ve kurban kestirdi. Daha sonra trenle Ankara’ya gitti. Başbakanı Ankara Garında karşılayan binlerce kişi arasında ana muhalefet partisi başkanı yılların politikacısı İsmet İnönü de vardı. İki lider arasındaki buzlar çözülmüş, aylardır süregelen gerginlik sona ermiş gibiydi. İnönü, Başbakan Menderes’e “ Geçmiş olsun, çok üzülmüştük, ama şükür Allah’a” dedi. İnönü’nün bu sözleri Menderes’i çok duygulandırmıştı. İki lider gazetecilere gülerek poz verirken çevredekiler bir kazanın yol açtığı “Bahar Havası”nın sürmesini içlerinden diliyorlardı.

Ama bu olmadı. Bahar havası kısa süre sonra bozuldu. Menderes kaderine doğru yürüyordu…

KAZADA 14 KİŞİ ÖLDÜ

“ KIBRIS DAVASININ SON ŞEHİTLERİ “

           Başbakan Adnan Menderes’le birlikte Londra’ya giderken uçağın düşmesi sonucu ölen 14 kişiyi basın “ Kıbrıs Davasının son şehitleri “, “ Barış şehitleri “ gibi başlıklarla kamuoyuna duyururken olay tüm Türkiye’de büyük üzüntü yarattı. Kaza Kurbanları Londra’da İngiliz Hükümeti tarafından Belgrave meydanındaki Türk Büyük elçiliği önünde düzenlenen cenaze töreninden sonra uçakla Türkiye’ye gönderildi. 21 Şubat günü İngiliz Hava Kuvvetlerine ait bir uçakla Esenboğa Havaalanına getirilen cenazeleri, on bini aşkın bir yurttaş topluluğu karşıladı. 23 Şubat günü düzenlenen törenle kaza kurbanlarından 6’sı İstanbul’da , diğerleri de memleketlerinde toprağa verildiler.

           Olayda yaşamlarını yitirenlerin isimleri şöyle sıralanıyordu:

           Server Somuncuoğlu (Basın, Yayın ve Turizm Bakanı), Kemal Zeytinoğlu (Eskişehir milletvekili), Muzaffer Ersü (Başbakanlık Özel Kalem Müdürü), Şerif Arzık (Anadolu Ajansı Genel Müdürü), İlhan Savut (Dışişleri Bakanlığı Birinci Daire Şefi ), Abdullah Parla (THY Genel Müdürü),  Güner Türkmen (Dışişleri Bakanlığı Genel Sekreterliği Özel Kalem Müdürü ), Mehmet Ali Görmüş (Basın, Yayın ve Turizm Bakanlığı Özel Kalem Müdürü), Burhan Tan  (Akşam Gazetesi Foto  Muhabiri ), Münir Özbek (Kaptan Pilot), Hilmi Biberoğlu (Pilot), Sabri Kazmaoğlu (Pilot), Gündüz Tezel (Telsizci), Gönül Uygur (Hostes)

AĞIR YARALILAR

           Emin Kalafat  (Çanakkale Milletvekili)

           Nurdan Yelkovan (hostes)

HAFİF YARALILAR

           Adnan Menderes (Başbakan), Arif Demirer (Afyon Milletvekili), Rıfat Kadızade (Sakarya Milletvekili), Melih Esenbel (Dışişleri  Bakanlığı Genel Sekreteri), Ahmet Kemal Türk (Makinist), Kazım Nefes (Başbakanlık Özel Koruması), Şefik Fenmen (Başbakanlık Özel Kalem Müdür Muavini), Hakkı Erkanlı.

25. YOLCUYA NE OLDU ?

           Başbakan Adnan Menderes’in Londra’ya götüreceği heyette Reyhan Seymen ismi de yeralıyordu. Yapılan açıklamaya göre Seymen Basın Yayın ve Turizm Bakanlığı’nda fotoğrafçı olarak görevliydi.

           Ancak uçak düştükten sonra yapılan aramada Reyhan Seymen ne ölüler, ne de yaralılar arasında bulunabildi. Başbakan ve beraberindeki heyeti Londra’ya getirmek için havalanan uçak Roma’da bir süre kalmıştı. Önce Seymen’in Roma’da uçaktan inmiş olması ihtimali üzerinde duruldu. Fakat uçaktan kimsenin inmediği kesinlik kazanınca bu kez kaza bölgesinde aramalar yoğunlaştırıldı.Seymen’in çarpmanın şiddetiyle ormanın uzak bir kesimine fırlayabileceği, ya da sağ kurtulmuşsa geçirebileceği bir şok sonucu olay yerinden uzaklaşmış olması ihtimaline karşı, olay yeri karış karış arandı. Ancak en ufak bir ipucu bile bulunamadı. Kendisi ortada olmadığı gibi ona ait bir eşya da yoktu.Araştırmalar sonuçsuz kaldıktan sonra Türkiye’de Seymen’le ilgili ilginç bir açıklama yapıldı. Daha önce “ Basın Yayın ve Turizm Bakanlığının fotoğrafçısı” olduğu bildirilen Seymen’in Basın Yayın, Hariciye (Dışişleri) ve Başvekaletle (Başbakanlıkla) ilgisi olmadığı belirtildi. Dönemin gazetecileri ilk ve son açıklamalar arasındaki çelişki üzerinde durmadığından olay kısa sürede kapandı.

Yanıt Yazabilirsiniz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Related Post