Ertan Ünal Tarih ve Araştırma Yazıları Uncategorized Siyaset Ve Bürokrasi’de İlk Kadınlar

Siyaset Ve Bürokrasi’de İlk Kadınlar

Tansu Çiller Hürriyet

İLK MUHTAR GÜL HANIM’DAN ÇİLLER’E

                        CUMHURİYETİN 80. YILDÖNÜMÜ

                        POLİTİKA VE BÜROKRASİ’DE KADINLAR

                        Türk Kadını, Cumhuriyet ilan edildiği sırada siyasal ve medeni haklardan yoksun bulunuyordu. O’na gerçek değeri veren Atatürk’ün istek ve girişimleriyle bu hakları kademeli olarak sağlandı. Buna rağmen Türk Kadını vali olabilmek için 68, Başbakanlık için 70, Kaymakamlık içinse tam 72 yıl bekledi.

Ertan Ünal

                       

TÜRKİYE Büyük Millet Meclisi, 5 Aralık 1934 günü tarihi oturumlarından birini yapıyordu. Öğleden sonra Kazım Özalp başkanlığında toplanan meclis, Malatya Milletvekili, Başbakan İsmet İnönü ile 191 arkadaşının, Anayasanın bazı maddelerinin değiştirilerek Türk kadınına milletvekili seçme ve seçilme hakkı tanınmasına ilişkin önergesini görüşmekteydi.

                        Kürsüye çıkan Başbakan İsmet İnönü, önergeyle ilgili olarak şunları söylüyordu:

                        “ Yüce saylavlar  (milletvekilleri ), kadınların saylav seçmek ve seçilmek hakkına sahip olmaları için yüce katınıza teklif sunuyoruz. Kadınlarımızın Türk tarihindeki haklı yerleri, erkeklerle beraber daima memleketin ve milletin mukadderatı üzerinden söz ve tesir sahibi olmalarıdır. Türk kadını tarihte ne vakit haklı ve itibarlı yerini bulmuşsa, budun mukadderatı üzerinde kendini, tesirini gösterebilmişse, erkeklerle beraber karışık ve güç yurt işlerinde elele çalışabilmişse, işte o zaman büyük Türk Ulusu kudretiyle, medeniyetiyle  bütün dünyayı kaplamıştır.”

                        İnönü, seçme ve seçilme hakkının Türk kadınına özellikle verilen bir lutuf olmadığını belirttikten sonra  sözlerini tamamlıyordu:

                        “ Gelecek TBMM’de kadın saylavlarla beraber çalışmak,   Büyük Millet Meclisi’nin kuruluşundan beri bu memlekete getirdiği feyizlerin daha çok genişlemesini, daha ileri verimlerde bulunmasını temin edecektir kanaatindeyiz.”

KADINLAR BAYRAM YAPIYOR

                        Diğer hatiplerin konuşmasından sonra teklif 266 oyla ve alkışlar arasında kabul edildi. Buna göre 22 yaşını bitirmiş her Türk kadını seçimlerde oy kullanabilecek, 30 yaşını bitirmiş her Türk kadını da  aday olabilecekti.

                        Yasanın yürürlüğe girmesi, tüm yurtta kadınlar arasında büyük sevinç yarattı. Atatürk’ün Türk kadınına duyduğu büyük güven, O’nun dünyanın birçok ülkesinden önce Parlemento seçimlerinde söz sahibi olmasını sağlamıştı. Kadınlar örneğin Fransa’da 1945, Belçika’da 1948, İsviçre’de 1971 yılında bu hakka kavuşabilecekti.

                        Yıllardanberi bu yasanın çıkması için çaba harcayan Türk Kadınlar Birliği İstanbul’da Beyazıt Meydanı’nda ve Taksim’de düzenlediği mitinglerle Ataya şükranlarını dile getirirken, Çankaya köşkü yurdun dört bir yanından telgraf yağmuruna tutuluyor, Atatürk kendisine çekilen teşekkür telgraflarına şu cevabı veriyordu:

                        “ Erdemli Türk Kadınlığının yeni çalışma yolunda kendisine düşen büyük işi güvençle başaracağına kuşku yoktur”

                        Kadınlar bu hakka 1930-1934 arasında gerçekleştirilen üç aşamalı bir planla kavuşmuşlardı. Daha doğrusu ilk çalışmalara Cumhuriyeti’nde Cumhuriyetin temel taşlarını oluşturan devrimler peşpeşe gerçekleştirilirken kadınlar da unutulmamıştı. Türk Ulusunun ölüm kalım savaşı verdiği günlerde Türk kadını da erkeğin yanısıra canını dişine takarak fedakarlığın en güzel örneklerini vermiş, cumhuriyetin ilanından sonra da ülkenin ilerlemesi ve kalkınması için kendisine verilecek her göreve hazır olduğunu bildirmişti.

ATATÜRK’ÜN SÖZLERİ

                        Türk Kadınına büyük değerler veren, bunu yaptığı her konuşmada vurgulayan Atatürk 1925 yılında Kastamonu’da yaptığı konuşmada toplumda kadın- erkek eşitliğinin sağlanacağının ipuçlarını şöyle vermişti:

                        “ Bir sosyal toplum, bir millet erkek ve kadın denilen iki cins insandan meydana gelmiştir. Kabil midir ki, bir kitlenin bir parçasını ilerletelim, diğerini ihmal edelim de kitlenin bütünü ilerleyebilsin. Mümkün müdür ki bir topluluğun yarısı topraklara zincirlerle bağlı kaldıkça diğer bir kısmı göklere yükselebilsin. Şüphe yok ki ilerleme adımları dediğim gibi iki cins tarafından beraber arkadaşça atılmak ve ilerleme ve yenilikle birlikte merhaleler aşmak lazımdır. Böyle olura inkilap başarılı olur. Memnunlukla görüyoruz ki bugünkü tutumumuz gerçek icaba yaklaşmaktadır. Herhalde de daha cesur olmak luzumu açıktır. “

                        Daha Cumhuriyetin ilk yıoldönümünde çıkarılan “ Tevhidi Tedrisat Kanunu “ ile kadınlarla erkekler kadar eğitim hakkı tanınmış, 1925 yılında çıkarılan Kıyafet Kanunu ile kadınların dini nedenlerle uymak zorunda bırakıldığı örtünme zorunluluğu kaldırılmıştı. Bunlara 17 Şubat 1926 günü çıkarılan  “ Medeni Kanun “ eklendi. Böylece kadınlar medeni hakların tümüne kavuşurken, kadının hukuki statüsünü belirlemede Batı ölçüleri kabul ediliyordu.

                        Gazetelere yansıyan haberlere göre, yasanın yürürlüğe girmesinden sonra ilk medeni nikah 14 Ekim 1926 günü İstanbul’da Beyoğlu Evlendirme Dairesinde kıyıldı. Galata Gümrük Muayene memurlarından Mahmut Hamdi Bey’le Hatice Hayrünisa Hanım, Abdüllillah Efendi tarafından medeni nikahla evlendirilirken bir ilke öncü olmanın onurunu yaşıyorlardı.

                        Aynı zaman süreci içinde meslek sahibi kadınlar da bürokrasi de yer edinmeye başlamışlardı. İlk kadın doktorların göreve başlaması (1927), İlk Hanım Hakimlerin mahkeme başkanı olması (1929-1930), Ankara Barosuna ilk kadın avukatların kabul edilmesi (1929) bu alanda görülen ilk gelişmelerdi. Artık sıra siyasal haklara gelmişti.

İLK ADIM: BELEDİYE MECLİSİ

                        Türk kadını siyasal hayata ilk adımını, Cumhuriyetin yedinci yılında 5 Nisan 1930 günü attı. 1930 öncesi ülke nüfusunun çoğunluğunu oluşturan kadınlara oy hakkının verilmesi lehinde görülen akımın gittikçe güçlenmesi ve TBMM’de taraftar bulması üzerine önce onlara doğrudan doğruya organlarına seçme ve seçilme hakkı tanınması yerine bunun küçük çapta bir uygulamaya gidilmesi kararlaştırılmış, bunun içinde 20 Mart 1930 da acele kaydıyla Meclise sevkedilen Yeni Belediyeler Yasası’ndan yararlanılmıştı. Yasanın belediye seçimlerinde oy kullanma ve Belediye meclisine üye olma şartlarını kapsayan 23 ve 24. maddelerindeki kadın- erkek ayrımı kaldırılmış, böylece bütün Türk kadınları yasanın kapsamı içine girmişlerdi.

                        Yasanın 5 Nisan 1930 günü TBMM’de 198 oyla kabul edilerek- 117 milletvekilioylamaya katılmamıştı- yürürlüğe girmesi tüm ülkede kadınlar arasında büyük sevinç yarattı. Kadınlar Birliği ülkenin muhtelif yerlerinde mitingler düzenleyerek Ulu Önder Atatürk ve devrin iktidarına şükranlarını dile getirdiler. İlk günlerin heyecanı geçtikten sonra da özellikle sosyal hayatta sivrilmiş ve Kadınlar Birliği’nde görev almış kadınlar kanunun kendilerine verdiği haktan yararlanarak Cumhuriyet Halk Fırkasına ( Partisine ) girmek istediler. Bu alanda ilk adımı ise Ankaralı öğretmenlerden Afet Hanım ( Daha sonraları Prof. Afet İnan ) attı. Afet İnan böylece Parti üyesi ilk kadın sıfatını da kazandı.

                        Yeni Belediyeler Yasasına göre 6 Ekim 1930 günü yapılan seçimlerde Türk kadını siyasal hayattaki ilk temsilcilerini Belediye Meclislerine gönderiyordu. Cumhuriyet Halk Fırkası ile Serbest Cumhuriyet Fırkası arasında çekişmeli bir şekilde geçen seçimler, yeni bir parti olan Serbest Cumhuriyet Fırkasının yenilgisiyle sonuçlanmış, iki parti listesinde de çok sayıda kadın aday yeralmıştı.

                        İstanbul’da CHF listesinden Belediye Meclisine erkek adayların yanısıra 5 temsilci girmişti. Bunlar Türk Kadınlar Birliği Başkanı Latife Bekir (Fatih), Nakiye Hanım  (Beyoğlu ), Rana Sani Yaver Hanım ( Eminönü ), Refika Behçet Hanım (Eminönü ) , Safiye Hüseyin Hanım (Kadıköy ) idi. Türk Kadınlığının siyasal hayattaki bu ilk temsilcilerine İzmir’den de iki kişi katılmış, Banal Nevzat ve Hasene Nalan hanımlar seçimlerde en fazla oyu toplayıp İzmir Belediye Meclisi’ne girmişlerdir.

                        Kadınlar seçilmişti ama acaba bu göreve ne derece hazırlıklıydılar? Bu sorunun cevabını Türk Kadınlar Birliği Başkanı Latife Bekir “Çalışma programı”nı soran bir gazeteciye şöyle veriyordu:

                        “ Biz kadınlar birliğinde şehir işleri hakkında bir küçük kitap yayınlamıştık. Ben mecliste bu kitaptaki fikirleri müdafaa edeceğim. Bunların başında halkın besleniş tarzı, umumi sıhhat meselesi, evlerimizin inşaat tarzı vardır.

                        Halkın besleniş tarzı çok sıhhi, yediğimiz, içtiğimiz temiz olmalıdır. Buna süt meselesi de dahildir. Sonra sokak tozlarının mutlaka kaldırılması lazımdır. Bu da basittir ama herşeyden önce mühimdir. Yazın herhalde sokakların sulanması çareleri bulunmaktadır.

                        Evlerin inşaat tarzı da  değişmelidir. İnşaat Kanunu bugünkü ihtiyaca göre tadil edilmelidir. Herhalde evler geniş pencereli olmalı, içinde oturanlar sıhhi yaşamalıdır.”

İLK BELEDİYE BAŞKANI

                        Türkiye’nin ilk kadın belediye başkanı ise bu yasanın kabulünden tam 20 yıl sonra ve Türk kadını tüm siyasal haklarına kavuştuktan sonra seçilmişti.

                        1950 yılının 3 Eylülünde yapılan belediye seçimlerini yurdun birçok yerinde olduğu gibi Mersin’de de Demokrat Parti kazanmış, seçilen belediye meclis üyeleri aralarında yaptıkları toplantıda içlerinden Müfide İlhan’ı oybirliğiyle belediye başkanlığına seçmişlerdi. 8 Eylül 1950 günü Mersin Belediye Başkanı seçilen Müfide İlhan gazeteciler aracılığıyla seçmenlerine teşekkür ederken şunları söylüyordu:

                        “ Bu benim için sonsuz bir saadet oldu. Çünkü vatandaşlara hizmet için bütün enerjimi harcayabileceğim en uygun vazife… Mersinlilerin gösterdikleri sevgi ve inanca layık olabilmek için o kadar çalışacağım ki ….”

                        Başkan seçildiği sırada 40 yaşında olan, İstanbul doğumlu Müfide İlhan 1928 yılında başladığı öğretmenliği 6 çocuğunun bakımı için bırakmak zorunda kalmış, daha sonra da politikaya atılmıştı. Demokrat Partiye kaydını yaptıran Müfide İlhan, propaganda çalışmaları sırasında bugün için “Amerikanvari “ diyebileceğimiz bir yöntem uygulamış, şalvar giyerek pamuk tarlalarına girmiş, işçi kadınlarla dertleşmiş, onların sorunlarını dinlemiş, merkep sırtında ulaşılamayan dağ köylerine çıkmış ve büyük sempati toplamıştı. İngilizce, Fransızca ve Farsça bilen  Müfide İlhan, seçildikten sonra icraatıyla Türk kadınlığının siyasal hayattaki yüz ağırtıcı başarılarına bir yenisini daha eklenmiş, şehrin imar ve güzelleşmesine büyük çaba harcamıştı.

                        Müfide İlhan’ın yanısıra kadın belediye başkanı denilince ilk akla gelen isimlerden biri de İzmit Belediye Başkanı Leyla Atakan’dır. Dur durak bilmeyen Atakan çalışmalarıyla İzmit’i adeta ihya etmiş, bu görevini elim bir trafik kazasında ölünceye kadar sürdürmüştü. Atakan’ın yanı sıra, daha sonraları milletvekili seçilen Çatalca Belediye Başkanı Çağlayan Ege, yakın zamanlarda Şişli Belediye Başkanı Fatma Girik de isimleri duyulmuş bele kadın belediye başkanları arasında yeralmaktadır.

İLK  MUHTAR : GÜL HANIM

                        1930-33 yılları arasında belediye meclislerinde gösterdikleri başarılı çalışma ile siyasi olgunluğa sahip olduklarını kanıtlayan Türk kadını, siyasi hayattaki ikinci aşamasını 1933 yılında yaptı. 7 Nisan 1924 tarihli köyler Yasası’nın 24 ve 25 . maddelerinin değiştirilerek köylerde muhtar ve ihtiyar heyeti seçimlerinde Türk Kadınının oy kullanması kabul edildi.

                        Yasanın 26 Ekim 1933 günü yürürlüğe girmesinden iki hafta sonra Türkiye’nin ilk kadın muhtarı seçiliyor ve göreve başlıyordu. Aydına bağlı Çine İlçesi’nin Demirdere Köyünde Gül (Esin ) Hanım muhtar seçimini tüm erkek rakiplerini altederek kazanmış, böylece “ Türkiye’nin ilk kadın muhtarı “ sıfatını almıştı.

                        Gül hanım, muhtar olmanın kıvancıyla köyüne neler yapmıştı ki…. öncelikle büyük sıkıntı kaynağı olan su sorununu çözmüş, köyüne okul yaptırmış, yaşı ilerleyip de okuma yazma öğrenemeyenlere öğretmenlik yapmış, kahvehanelerde kumar oynanmasını yasaklamıştı. Başarılı çalışmaları nedeniyle Atatürk’ten taktirname alan Gül Hanım “ Kadınlara eşitlik kazandıran Atatürk’e minnettarım “ diyordu.

… VE TÜRK KADINI PARLEMENTODA

                        Yazımızın başında anlattığımız giibi 5 Aralık 1934 günü kabul edilen yasayla siyasal hayattaki son aşamayı yapan Türk kadını Ata’ya şükran mitinglerini tamamladıktan sonra 8 Şubat’ta yapılacak seçim için adaylık başvurularına başlamıştı.. Cumhuriyet Halk Fırkasına başvuran adaylar arasında çoğunluğu öğretmenler ve ilk çalışmalarını belediyelerde yapan belediye meclis üyeleri çoğunluğu almaktaydı. Bunlar arasında bir de köylü kadın vardı. Ankara’nın Kazan Köyü Muhtarı Satı kadın. Atatürk bölgede yaptığı bir gezi sırasında köy muhtarı olan Satı kadın’la tanışmış, bu zeki ve çalışkan Türk kadınının meclise girmesini istediğinden ona milletvekilliği adaylığı teklif etmişti.

                        8 Şubat 1935 günü yapılan seçimlerle oluşan Beşinci Meclisin 339 üyesi arasında Cumhuriyet tarihinde ilk kez 18 kadın milletvekili de yeralıyordu. Türk kadınının parlementodaki bu ‘öncü’lerinin yaşları, seçildikleri yerler ve daha önce yaptıkları işler şöyle sıralanıyordu:

                        Mebrure Gönenç ( 35-Afyon- Mersin Belediye Meclisi üyesi ), Satı Çırpan (45, Ankara- Kazan köyü muhtarı), Türkan Örsbaşbuğ ( 35- Antalya- Öğretmen ), Sabiha Gökçül ( 35- Balıkesir – Öğretmen), Şekibe İnsel   ( 49- Bursa- Üretici ), Hatice Özgener  ( 70- Çankırı- Öğretmen ), Fatma Memik  ( 32 – Edirne- Doktor), Huriye Öniz ( 48- Diyarbakır- Öğretmen ), Nakiye  Elgün ( 53- Erzurum- Öğretmen), Fakihe Öymen (35- İstanbul_Öğretmen), Banal Nevzat Arıman (32- İzmir- CHP İdare Heyeti üyesi- yazar ), Ferruh Güpgüp (44- Kayseri- CHP Belediye Meclisi üyesi),  Bahire Bedia Morova (40- Konya- Bolu Meclis üyesi ), Mihri Pektaş (40- Malatya- Öğretmen ), Meliha Ulaş ( 34- Samsun- Öğretmen ), Esma Nayman (36- Seyhan- Öğretmen), Sabiha Görkey ( 47- Sıvas- Öğretmen ), Seniha Hızal ( 38- Trabzon- Öğretmen )

                        İlk kadın milletvekillerinin meclise girmesi, toplumda bir devrim olarak nitelenmişti. TBMM’de yeralan erkek milletvekilleri, kadın milletvekillerinin ne yapacağını, nasıl hareket edeceğini merakla bekliyorlardı . “Öncü  “ kadın milletvekilleri ise heyecanlı ve gururluydular. Türk kadınının saylav seçilmesini nasıl karşılıyorsunuz ? sorusunu, arkadaşları adına Fakihe Öymen şöyle cevaplandırıyordu:

                        “ Kadın hayatında yapılan her atılış, yurt kadınlığını yükseltmek, Türk kadınlığını dünya kadınlığı karşısında en büyük değer olarak göstermek içindir. Türk kadınının saylav seçilmesini bilhassa dünya kadınlığı için mühim bir hadise biliyorum. Bana düşen en büyük vazife hatta borç bütün gücüm   ve enerjimle Türk kadınlığının atamlık haklarını tamamlayan siyasal vazifeyi başarmaktır.”

İLK PARTİ GENEL BAŞKANI KADIN

                        İlk Muhtar… İlk Belediye Meclis üyeleri… İlk Belediye Başkanı ve ilk Milletvekili derken, 1 Kasım 1970 tarihli gazeteleri okuyan özellikle kadınlar, yeni ilk bir ilkle daha karşılaşmanın heyecan ve sevincini yaşadılar.

                        Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanlığına, Türk solunun yılmaz savaşçılarından Behice Boran seçilmişti. Yüksek öğrenimini Amerika’nın Michigan Üniversitesi Sosyoloji Bölümünü bitirerek yapan Boran Sosyoloğ olarak atıldığı yaşama üniversitede doçent olarak başlamış, 1948’de siyasal görüşleri gerekçe gösterilerek üniversite ile ilişkisi kesilmiş, bir dizi olaydan sonra 1962’de TİP’e kaydolmuştu. 1965 yılında Urfa Milletvekili olarak TBMM’ye giren Behice Boran, kısa bir süre sonra parti başkanı Mehmet Ali Aybar’ın görüşleriyle ters düşüyor, Aybar ve arkadaşlarının partiden ayrılmasından sonra TİP’in 31 Ekim 1970 günü yapılan 4. Büyük Kongresinde parti genel Başkanlığına seçiliyordu. Behice Boran’ın bundan sonraki yaşamı da mücadele içinde geçecek ve 1981 de Belçika’da ölümüyle noktalanacaktı…

                        Acaba Behice Boran’a gereken değer verildi mi ?  Bu sorunun cevabını onun oğlu Durdun Hatko’dan alalım:

                        “ Annem Behice Boran bu toplumda değeri bilinmeden, kendisinden hiç faydalanılmadan mutsuzluğa, acılara mahkum edildi. Ona layık olduğu yer verilmedi…”

                        Behice Boran, TİP Davası nedeniyle çarptırıldığı hapis cezasını çekerken, İstanbul’da bir araya gelen kadınlar 17 Kasım 1972 günü “ Türkiye Ulusal Kadınlar Partisi’ni kuruyordu. 16 kadının kurduğu partinin genel başkanlığına Melike Bayburt getirilirken, parti amblemi olarak sırtında mermi taşıyan bir kadın figürü seçildi. Partinin tüzük ve programını İstanbul valisi Vefa Poyraz’a sunan kadınlar “ İsteyen erkeklerin de  partilerine katılabileceğini “ açıklamışlardı. Ancak bu parti beklenen ilgiyi görmedi.

İLK KADIN BAKANLAR

                        12 Mart 1971 Muhturasından sonra Nihat Erim tarafından kurulan “ Erim Kabinesinde” Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir hanım bakanlığa getiriliyor, TBMM dışında o tarihlerde Ankara Tıp Fakültesi’nde görevli Prof. Türkan Akyol Sağlık Bakanlığına atanıyordu. Akyol, Bakanlık teklifini alınca adeta “şok” geçirdiğini söylemiş, hislerini kısaca şöyle özetlemişti:

                        “ Bu bir şeref. Büyük bir şeref. Bir kadın olarak çok büyük şeref. Son derece büyük bir sorumluluk altındayım. Bu mevkiye beni layık görenleri mahcup etmemek. Bir kadının bakan olarak görev yapabileceğini göstermek için bütün gayretlerimi ortaya koyacağım…”

                        Daha sonra Ankara Üniversitesi Rektörlüğüne getirilecek olan Türkan Akyol, kabineye dışardan atanmıştı. Yani milletvekili seçilip meclise girmemişti. Bu tarihten 16 yıl sonra İstanbul’dan milletvekili seçilen İmren Aykut, İkinci Özal Hükümetinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı görevine atanıyor, böylece “ Seçimle hükümete giren ilk kadın bakan” sıfatını kazanıyordu.

İLK HANIM VALİ

                        Türk Kadınının siyasal hayattaki temsilcileri peşpeşe göreve başlarken, bürokratik alanda da gelişmeler olmaktaydı. Örneğin Petrol ofisi Genel Müdürlüğüne ilk kez bir kadın atanmış, Hazine Genel Müdürlüğü kadınların eline teslim edilmiş, yüksek mahkemelerde kadın üyeler göreve başlamıştı ama devleti temsil eden vali yada kaymakamlar arasında adları geçmiyordu.

                        1991 yılının 7 Temmuz 1991 günü Kadınlar Dünyası güzel bir müjde ile çalkalandı. Dönemin içişleri Bakanı Mustafa Kalemli, Boğaziçi Yabancı Diller Yüksek Okulu  öğretim görevlisi evli ve bir çocuk annesi Lale Aytaman’ı Muğla Valiliğine atamıştı. Kalemli. “ Bu atama ile Türk kadını mülki idare içindeki yerini aldı. Bu hükümet olarak Türk kadınına verdiğimiz önemi gösteriyor.” diyordu.

                        “ Teklifi duyduğum zaman kulaklarıma inanamadım, Çok sevindim diyen Hanım Vali, ya da Vali Hanım, Büyükelçi Reha Aytaman ile evli olup bir çocuk annesiydi. Almanca, İngilizce ve İtalyanca biliyor, eşi gibi çevreci oluşuyla dikkati çekiyordu.

                        Gazetecilere “ İçimde tatlı bir heyecan var. Bu görevi en iyi şekilde sürdürmeye çalışacağım “ diyen Lale Aytaman, gerçekten de Muğla’da görevini başarıyla yaptı. Bu başarı ona siyasetin yollarını açtı ve 20. dönemde ANAP’tan Muğla Milletvekili seçildi.

“ KAYMAKAMLIK İSTERİZ “

                        Siyasal Bilgiler Fakültesi İdari Şubesi’nden ilk kız öğrencinin mezun olduğu yıllarda gündeme Kadınların da kaymakam olması konusu geldi. Kadınların, kaymakam olmasını  yasaklayan herhangi bir yasa maddesi olmamasına rağmen İçişleri Bakanlığı başvuruda bulunan kadınları 1940 yılında alınmış bir karara dayanarak geri çevirmekteydi.

                        Feminist akımların 1980’lerden başlayarak hızlanması, çalışan kadınların devletten kreş, doğum izninin arttırılması gibi isteklerde bulunmasının yanısıra kadınların kaymakamlık konusu yeniden gazete sütunlarına yansıyor, “ Kaymakamlık isteriz “ diyenlerin sayısı hızla artıyordu. Bu arada ilk kadın vali Muğla’da, İlk kadın başbakan Tansu Çiller de Ankarada 1993 yılının Haziran ayında göreve başlamış, ancak kadınların kaymakanlığından ses çıkmamıştı.

                        Yeni bir yüzyılın başlamasına sekiz yıl kala İçişleri Bakanlığı nihayet konuya eğiliyor, kaymakam olmak isteyen kadınlar için sınav açıyordu 1992 yılında açılan sınavı kazandıktan sonra üç yıl süreyle kursa tabi tutulan adaylardan Elif Aslan kursu üçüncülükle bitirip Burdur’un Ağlasun İlçesine,   arkadaşı Özlem Bozkurt ise  Çankırı’nın Orta İlçesine ilk kadın kaymakam olarak atandılar.

                        Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kadın kaymakamları 1995 yılında göreve başlarken, 23 yaşındaki Aslan “ Karşılıklı sevgi ve saygı sınırları içinde üzerime düşen görevi ve elimden geleni yapacağım. İdealim iyi bir kaymakam olmak” diyordu. 28 yaşındaki Özlem Bozkurt ise kesin bir ifadeyle konuşmuş “Bayanların da bu işi en iyi şekilde yapabileceğini göstereceğiz “ demişti.

… VE KADININ ZAFERİ

                        14 Haziran 1993 günü gazetelerin çoğu “ Kadının Zaferi “ başlığı altında Prof. Dr. Tansu Çiller’in büyük boy bir fotoğrafını yayınlıyarak Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kadın başbakanının görteve başladığını duyuruyorlardı…

                        Kimdi Tansu Çiller ? Nasıl olmuştu da politikaya atılışının daha üçüncü yılı dolmadan Başbakan olmayı başarmıştı ?

                        Prof. Çiller, siyasete atılmadan önce Boğaziçi Üniversitesinde öğretim üyesi olarak görev yapıyordu. İktisat Profösörüydü ve Turgut Özal’ın ekonomik politikası sık sık eleştirmekteydi.  Bu eleştiriler, DYP Genel Başkanı Süleyman Demirel’in dikkatini çektiğinden partinin üçüncü büyük kongresinde “ imaj “ ve “vitrin “ yenileme tartışmaları sırasında onun partiye kazandırılması üzerinde durulmuş, yapılan teklifi kabul ettiğinden 23 Kasım 1990 günü görkemli bir törenle DYP’ye katılmıştı.

                        Çiller gençti, güzeldi, alımlıydı ve konuşmasıyla geniş halk yığınlarını etkilemeyi başarıyordu. Partinin genel başkan yardımcısı olarak göreve başladı. 1991 yılı Ekiminde yapılan ve ANAP iktidarını sona erdiren seçimden sonra kurulan DYP_SHP koalisyon hükümetinde ekonomiden sorumlu devlet bakanlığına atandı. Açtığı ilk ekonomik paket muhalefet tarafından beğenilmeyen ve “ Pembe vaatler “ olarak nitelenen Çiller kimi zaman icraatı nedeniyle Demirel ve bürokratlara ters düşmesine rağmen görevini sürdürdü.

                        Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın 17 Nisan 1993 günü beklenmedik bir şekilde ölümü tüm yurtta büyük üzüntü yaratırken, siyasi dengelern de alt üst olmasına yolaçtı. 16 Mayıs günü DYP Genel Başkanı ve Başbakan Süleyman Demirel TBMM’de yapılan oylama sonucu Türkiye Cumhuriyeti’nin 9. Cumhurbaşkanı seçildi. Boşalan DYP Genel Başkanlığı için de olağanüstü kongre yapılacaktı.

                        Kongrede en güçlü aday olması beklenen Hüsamettin Cindoruk’un aday olmayacağını açıklamasından sonra Çiller harekete geçti. Karşısında  yılların politikacısı  İsmet Sezgin ve Köksal Toptan bulunmaktaydı. Ancak Çiller rakiplerini yenilgiye uğratarak adaylıktan çekilmelerini sağladı ve DYP Genel Başkanı seçilmeyi başardı.

                        Bir gün sonra 14 Haziran 1993 günü, Prof. Çiller, Cumhurbaşkanı Demirel tarafından yeni hükümeti kurmakla görevlendiriliyor. Türkiye’nin 50. hükümetini ( DYP – SHP ortaklığı ) Türkiye’nin ilk kadın başbakanı kuruyordu.

                        1993’ten günümüze kadar geçen 10 yıl içinde olup bitenler daha dünmüşçesine hafızalarda yaşıyor.. Bilmiyoruz, yeni bir şey eklemeye gerek var mı ?

İLK MİLLETVEKİLLERİNDEN TÜRKAN ÖRSBAŞBUĞ İLE SÖYLEŞİ

“KADINLARIMIZIN ALACAĞI HİÇBİR HAK KALMAMIŞTIR”

                        İstanbul’da Boğaziçi Lisesi öğretmenlerinden Türkan (Örsbaşbuğ) hanım, kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanınmasından sonra Antalya’dan adaylığını koymuş, adaylığı uygun görülerek listelere alınmıştı.

                        8 Şubat 1935 günü yapılan seçimi kazanarak milletvekili olan Türkan Örsbaşbuğ ile zamanın popüler dergilerinden Yedigün yazarı Hikmet Feridun Es, bir söyleşi yapmış, 10 yıllık öğretmen olan Türkan hanım özetle şunları söylemişti:

                        “ Ben Büyük Millet Meclisinw kadınların temsilcisi olarak girmedim. Hayır… Özellikle bu noktayı önemle kaydetmenizi rica ederim. Ben katiyen bir kadın temsilci değilim. Mecliste kadınların şu veya bu hukukunu savunmak için saylav ( milletvekili ) olmuş da değilim. Çünkü artık Türk kadını bütün haklarını elde etmiştir. Türk kadını en mütekamil, en ileri, en ideal cemiyetlerdeki bütün hakları kazanmıştır. Madem ki artık saylav bile olmuştur. O halde isteyecek bir kalıyor mu ?

                        Kadınlarımıza artık verilecek ve onlar tarafından istenecek hak kalmamıştır. Tekrar ediyorum: Ben kadın saylav, kadın mümessili, kadın müdafii olarak meclise gitmiyorum. Ben kadın mümessili değilim, bu ulusun mümessiliyim. Tıpkı bir erkek saylav gibi “

  • Şimdiye kadar hiçbir kadın teşekkülünde bulundunuz mu?
  • Hayır
  • Madem ki memlekette bir kadın meselesi kalmamıştır. O halde kadın teşekküllerine, kadın haklarını almak için hala çalışan kadın teşkilatına luzum var mı ?
  • Evet… Artık bu gibi teşekküller daha ziyade sosyal veya hayır işleriyle uğraşacaktır zannederim.  Bundan sonra kadın teşkilatlarının gayesi daha ziyade içtimai sahalarda kadınlığın seviyesini yükseltmeye inhisar edecektir. Yoksa artık bu memlekette kadınlığın hukuk cephesinden uğraşacağı bir mesele kalmamıştır.

Yedigün dergisi, 27 Şubat 1935

SEÇİM YILI     TOPLAM MİLLETVEKİLİ              KADIN MİLLETVEKİLİ

1935                     395                             18

1939                     400                             15

1943                     435                             16

1946                     455                             9

1950                     487                             3

1954                     535                             4

1957                     610                             7

1961                     450                             3

1965                     450                             8

1969                     450                             5

1973                     450                             6

1977                     450                             4

1983                     400                             12

1987                     450                             6

1991                     450                             8

1995                     550                             13

1999                     550                             22

2002                     550                             24

Not: Türk kadını 1961-1980 arasında görev yapan Cumhuriyet Senatosunda da toplam 10 üye ile temsil edilmiştir.

İlk Muhtar                                     : Gül ( Esin ) Hanım

İlk Belediye Meclisi Üyeleri         : Latife Bekir, Nakiye Hanım, Rana Sani, Yaver Hanım, Refika Behçet Hanım, Safiye Hüseyin

İlk Belediye Başkanı                     : Müfide İlhan ( Mersin )

İlk Milletvekilleri                           : Mebrure Gönenç, Satı Çırpan, Türkan Örsbaşbuğ, Sabiha Gökçül, Şekibe İnsel, Hatice Özgener, Huriye Öniz, Fatma Memik, Nakiye Elgün, Fakihe Öymen, Banal Nevzat Arıman, Ferruh Güpgüp, Bahire Bedia Mihri Pektaş, Meliha Ulaş, Esma Nayman, Sabiha Görkay, Seniha Hızal,

Dışarıda atamayla gelen ilk bakan: Prof. Türkan Akyol

Seçimle gelen ilk bakan                :İmren Aykut

İlk Başbakan                                  : Prof. Dr. Tansu Çiller

İlk TBMM Başkan vekili              : Nermin Neftçi

İlk Senatörler                                  : Adile Ayda, Mualla Akarca, Mebrure Aksoley

İlk Parti Genel Başkanı                 : Behice Boran

İlk Parti Üyesi                                : Afet İnan

İlk Vali                                           : Lale Aytaman

İlk Kaymakamalar                         : Elif Aslan, Özlem Bozkurt

İlk Üniversite rektörü                    : Prof. Dr. Saffet Rıza Alper

İlk Profesör                                    : Fazıla Şevket

İlk danıştay Başkanı                      : Fürüzan İkincioğulları

İlk Danıştay üyesi                          : Şükran Esmerer

İlk Yargıtay Üyesi                         : Melahat Ruacan

İlk Yüksek Mahkeme Başkanı      : Firdevs Menteşe

İlk Yargıtay Daire Başkanı           : Türkan Güven

İlk Sayıştay Üyesi                          : Ferhünisa Etmen

İlk Hakim                                       : Suat Berk

İlk Savcı                                         : Tüzünkan Koçhisaroğlu

Kamuda ilk Genel Müdür             : Şeyda Odyakmaz

İlk Hazine Genel Müdürü             : Aysel Öymen

İlk Emniyet Müdürü                      : Feriha sanerk

İlk Büyükelçi                                 : Filizdinçmen

İlk Hesap Uzmanları                      : Müşerref Çallılar, Güzide Amark

İlk Karakol Amiri                          : Nevlan Kulak

İlk Milli Eğitim Müdürü               : Güler Karakülah

İlk Polis                                          : Betül Diker

İlk Subay                                        : Ülkü Sema Toksöz

İlk Müzeci                                      : Seniha Sami

İlk Bölge Çalışma Müdürü           : Zehra Özbil Dilek

İlk Zabıta memuresi                       : Afife İpek

İlk PTT Dağıtıcısı                          : Melekper Kılıç

Not: Bu isimlerin bir bölümü 1983 yılında kurulan  TBMM Kadın  Hakları 50. Yıl Kutlama Faaliyetleri Yürütme ve Koordinasyon Komitesi tarafından saptanarak hayatta olanlara birer plaket verilmiş, 1983 sonrası için gazetelerdeki haberlerden yararlanılmıştır.

Yanıt Yazabilirsiniz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Related Post